İşte

...
Cevapla
FiridoW
Mesajlar: 10
Kayıt: 09 Nis 2026 15:50

İşte

Mesaj gönderen FiridoW »

Öncelike hoşgeldiniz. Tıkladığınız için teşekkür ederim. Kendim hakkında birşeyler yazmak, düşünmek, söylemek yani genel olarak ifade ve dışa vurum konusunda hep sorun çekmişimdir. Şuan fark ediyorum ki belki kelimeler yetmediği için kendimi müzikle ifade etmeyi seçmişimdir... Kim bilir.

Her neyse, Adım daha doğrusu mahlasım Firi. Gerçek adım ebeveynlerimin vukuatları yüzünden benim için bir değer taşımıyor, onların beni isimlendirmesinden dahi rahatsızım. Her neyse. Bu ismi kadim dostlarımdan biri bana nickimin kısaltması olarak verdi denebilir. Firi her zaman kuşkusuz sevdiğim bir isim oldu, gerçek ismimin yanında.

Ne kadar yaşım fazla büyük olmasa da çocukluğumdan beri bilgisayar ve teknoloji donanımlarını büyük merakla seyrederek hatta bizzat içine atılarak geçirdim. Bilgisayarım bozulduğunda kendim formatlamayı öğrenmemle başladım yolculuğuma... Ve de sonra lisede yazılım bölümünü seçecek kadar ilerledi

Küçükken müziğe çok uzaktan bakardım. Notalar anlamsız, gereksiz zor ve karmaşık gelirdi. Ama lise çağımda elime ilk enstrümanı almamla herşey değişti. Çerçöp denilebilecek bir gitar. Benim değil arkadaşımın. Ailem o kadar sıcak bakmıyordu ki heves geçirmem için bir gitar dahi alma zahmetinde bulunmadılar henüz. Her neyse ailemden daha az bahsetmeye çalışacağım. Konu benim. Onlar değil.

Lise 3te herşeye olan bakış açım değişti. Etrafımdaki insanlar gitti, yenileri geldi. Gidenler de oldu gelmeyenler de. Gözümü bu kadar geç açmış olmam çok dezavantaj getirmiş oldu. İlki de küçükken herhangi bir müzik girişiminde bulunmadığımın hayıflanmasıydı.

Ve sonra kendimi yavaş yavaş sanatın içine çekilirken buldum. Elimde enstruman yoktu ama müzik teroisi vardı. Kendimi öğrenmeye kaptırdım. Büyük bir heyecanla bulabildiğim içerikleri tükettim. O sırada da bir gün Doruk hocamın kanalına denk geldim. Ve artık müzisyenliği bir hobi değil de kafamada bir hedef olarak mıhladım. Bu alana yönelik çalışmalar yapmam gerekirken yine 0 destekle ilerlemeye çalıştığım için yaklaşık 1.5 senem boşa gitti. Derken 12. sınıf ve üniversite hazırlık senem geldi. Akrabaların ve çevremin zoruyla "Hayatımı kazanabilmek" adına Elektrik Elektronik mühendisliği okumaya ikna oldum. Ama aklım başka yerlerde, müzikteydi. Burada bir büyüğümün fikrine ihtiyacım var. Bu kadar az enstrüman tecrübesi olan birinin elde yokken bile böylesine tutkuyla istemesi normal, hatta gerçekçi mi buna ben cevap veremiyorum. Her neyse. Okuduğum lise meslek lisesi olduğundan akademik dersler üzerine pek temelim yoktu. Haliyle üniversite hazırlığı yaparken büyük sancılar çektim. Hem ailemin orada da yeterli destek vermemesi (maddi olarak) hem de gerçekten 0 olmak birkaç ay içinde beni tüketti. En sonunda 2 ay kadar önce derdimi anlayan Tarih hocam Didem hocamla oturup konuşma fırsatım oldu. Resmen beni yeniden hayata döndürdü. Beni ikna etti ki bu kadar imkansızlık arasında bile olmayacak şey yok. Ben de hemen EE mühendislğini bir kenara atıp müzik hakkında bir şeyler yapmaya ailemle tekrar yüzleşmeye karar verdim. Babam halen pek yanaşmasa da 18 olup seneye çalışıp halledebileceğimi düşünüyorum. Düşündüğüm bölüm ilk başta piyanoydu. Your Lie in April diye bir anime izledikten sonra hayatım o yönde o kadar etkilendi ki hevesten amaca yükseldi. Ve bundan emindim. Her sene üniversite için nasıl çalışacağımı, ne kadar zorlandığımı, ilerde bu işin nasıl olacağını düşündüğümde önüme bir çıkmazdan başka birşey gelmiyordu. Yani müzikten ilerleyebileceğimi anladığımda ilk defa gerçekten nefes aldım. Umuyorum ki bundan sonrası da bu kadar güzel olarak devam eder. Bu sıralar Piyano bölümünün biraz geçmiş yaşlardan birikim istediğine şahit oldum ve anladım. Hala piyano çalmak istiyorum ama virtüöz olacak kadar da kendimi piyano ile sınırlamak istemiyorum. Bu yüzden karara vardım ki: Müzik teknolojileri bana daha uygun bir dal. Şuan ise kendime bir hoca arayışındayım. Gerçekten müzikle çok yeni profesyonel olarak ilgilenmeye başladım. Devamını getirmeye çok büyük niyetliyim. Ben de az da olsa kitap okuyorum. En sevdiğim yazar Hakan Günday. Bütün kitaplarını bitirmeme az kaldı. Sonrasında ne yaparım bilmiyorum. Türü Yeraltı Edebiyatı. Onun dışında fizik konuları büyük ilgi alanım. Temel de olsa kuantum fiziği alanlarına dair belgeseller, içerikler tüketiyorum. Psikoloji anlayışım kendi içimde normalden biraz farklı olduğu için, oraya da arada el atıyorum. Podcastler olsun, videolar olsun. Psikoloji de sevdiğim bir alan. Sanat ve bilimle yaşamak istiyorum. Eski teknolojinin hastasıyım. Eski iphonelar alıp tamir ediyorum (kendi çapımda) Kasetli filmli kameralarım, Eski telefonlarım var. Cdler biriktiriyorum, arkadaşlarıma hediye olarak kendim de dolduruyorum. Kısacası biraz da nostalji insanıyım. Söylemeyi unuttuğum şeyler: Şuan 17 yaşındayım 20 gün sonra 18 olacağım. Ankarada yaşıyorum, yakın çevremde hiç arkadaşım yok. Hayatımı nedensellik üzerine kurmayı seviyorum. Burada da işin içine felsefe giriyor. Bu dallarda iyi bir okuyucu olmasam da ilgi duyuyorum. Ve tarih konusunda da Cumhuriyet sonrası tarih kısmına yoğun ilgi duyuyorum ve neredeyse her gün bununla ilgili belgeseller izliyorum. Bilgisayar donanımları hakkında bilgi birikimim yüksek. Elektronik alanında az da olsa tecrübem var babamın yanında çalışmamdan kalma. Ve günümün neredeyse tamamı müzik ile geçiyor. Daha yaşımın bu kadar genç olmasına rağmen bu kadar çok farklı janrayı ötekileştirmeden dinlemem bana gurur veriyor. Bunların hepsini harmanlayıp denenmemiş şeyleri denemek, müziğimle insanlara dokunabilmek, ve en önemlisi ben de buradayım demek istiyorum. Ve şuan yol arkadaşım olarak kimsem yok. O yüzden bu forumun yararlı olabileceğini düşündüm ve adımımı atıyorum. Yeni insanlarla tanışabilmek ve birilerinin bana yol gösterebilmesi adına.


Saygıyla, sevgiyle ve müzikle kalın...
Cevapla